PAYLAŞ

Ben küçükken, kendi yaşıtlarımla izlediğimiz filmler hakkında konuşurduk, genellikle gerçek dünyada olmayan bir teknoloji kullanılmışsa; “sence gerçekten var mı?” diye şaşkınlıkla birbirimize sorar ve yine genellikle “yok öyle bir şey, film icabıdır” cevabını alırdık..

Bir gün kuzenim ile aynı muhabbeti yaparken yine aynı soruyu sordum, ve aldığım cevap müthişti. Benim dile getiremediğim ve alaycı tepkilerle karşılaşırım korkusuyla gerçek düşüncelerimi söyleyemediğim bir zamanda onun böyle bir çıkış yapması beni çok heyecanlandırmış zihnimde büyük kapılar açmıştı.

“eğer bir insan bunu düşünüp film yapıyorsa tabiki gerçektir.”

Ya da bir gün gerçek olacaktır..

İşte bütün serüven bu cümleden sonra başladı. …

Ünlü bilim kurgu yаzаrı Philip K. Dick’in bir kısа öyküsünden, yönetmen Steven Spielberg tаrаfındаn sinemаyа uyаrlаnаn 2002 yapımı Azınlık Raporu filmini kaç defa izledim hatırlamıyorum ama Tom Cruise ‘un saydam bir ekrandaki el ve parmak hareketleri çocukluğumun zihninde inanılmaz yer etmişti…

Bizim görmediğimiz ve henüz bilmediğimiz daha nasıl bir teknoloji vardı dünyada? Bende her zaman merak uyandırmıştı. Bu süreç elbette ki beni bilgisayarların o inanılmaz dünyasına dahil etmişti…

Ortaokulda iken evimize her gün muhakkak bir gazete girerdi. Ben de gazetede gördüğüm bilgisayar resimlerini keser yastığımın altında biriktirirdim. O zamanlar bilgisayara ulaşmak imkansızdı. Taa ki liseye kadar. 2003 yılında kimya dersinden aldığım uygulama ödevini araştırmak için bir arkadaşımdan yardım isterken beni google ile tanıştırması paha biçilemez bir heyecandı. hayalim eczacılık ile mühendislik iken, neyse ki dershane hocamın ben üniversite tercihi yaparken listeye eklemek istediği bölüm bilgisayar programcılığı idi. Bu bölümden mezun olduğum için kendimi her zaman şanslı hissettim..

İnsanlığın teknolojiye olan hayranlığı bir gerçektir. Ama çok azımız teknolojiyi bu hale getiren insanın sınırsız hayal gücü ve inanılmaz zihin kapasitesini merak eder.

Kapasite diyorum, çünkü zihin; düşüncenin, algılamanın, duygunun, isteğin ve düşlemenin bazı birleşimlerinde görünür olan bilincin ve zekânın kolektif görünüşlerini kapsar. Yani zihin somut çalışır. Gerçekçidir. Hayalleri gerçeğe dönüştüren de zaten zihindir. Sınırlıdır. Ama hayal dünyasının sınırı yoktur…

Bilgisayarlar, cep telefonları, 3d yazıcılar, akıllı robotlar.. bunların hepsi hayal iken gerçeğe dönüşen ve insanlığın hizmetine sunulan, hayatı bu denli kolaylaştıran teknolojik harikalardır. Ama zihinlerin ortaya çıkardığı her teknoloji insanlığa fayda sağlamadığı gibi insanlığın sonu da olabilirdi.. Steve Jobs bunu zamanında farketmiş olacak ki, insanlık ile paylaştığı teknolojiye bir de düşüncelerini eklemiş, insan ve teknoloji ilişkisini her yönüyle vurgulamıştır.

Akıllarda yer edecek o muhteşem sözü bir kez daha hatırlatmakta fayda var; 

“Teknolojiyi tümüyle yermek, tuzdan arındırılmış deniz suyu ile yeşeren bahçeleri görmezlikten gelmektir, onu gözü kapalı övmek ise Hiroşima’yı unutmak demektir.”

Benim ise henüz deneyimlenmiş etkili bir sözüm yok ama merakım var, hayal gücüm var, yeni teknolojileri öğrenmeye ve anlatmaya dair heyecanlarım var. 28 yıldır bunlar varken beni 28’imin sonunda bu platformda olmam için ilham veren ve ilk adımımda bana yardım eden egirisim Hilmi Öğütçü’ye içten teşekkürler..

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere..

PAYLAŞ
Sonraki makaleYeni Hedefi Evini Yönetmek!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here